BALIKESİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ HİZMET BİNASI YARIŞMA PROJESİ MİMARİ TASARIM RAPORU

“Hayaller işitilir de”. O. Aruoba

Balıkesir Belediyesi Hizmet Binası önerisi iki asal sorgulama alanı üzerinden geliştirilmiştir. Bu sorgulamalardan ilki yer-bina ilişkilerinin içeriği, diğeri ise kütle-boşluk-program gibi bina niteliğini belirleyen ilişkiler üzerinedir. Öncelikle,  kentle veya bir yer ile anılan bir yapının içeriğinin nasıl tanımlanabileceği, kapsamında onları var eden özelliklerin ne olduğu sorgulanmıştır. Bu sorgulamaya mimarlık ve kent ilişkisi alanından bakıldığında, kente değer katan bir binanın zaman içerisinde o kentin ayrıştırılamaz bir parçası haline gelebildiğini ve bunların kentin kültürüne, tarihine, gündelik yaşantısına veya gelecek beklentilerine bir biçimde dokunduğu söylemek mümkündür. Bu, bina ve kent arasında varlık bulmamış ifadelerin mimar tarafından üretilmesi olarak da değerlendirilebilir. Mimar, mekânının hem şiirsel hem de teknolojik niteliğini, yapısal ve kentsel her tür kısıta rağmen özgünleştirebilmiş ve bunları mekânsallaştırabilmiştir. Bu durumda tasarım düşüncesinin ilgili alanlarına yönelik yapılması gerekli sorgulama, yer ve bina ilişkileri bakımından özel/biricik bir bina fikrinin ne ifade ettiği, ne barındırdığı olabilir.

Özgün bir binanın mimarlığın gündelik anlam, ifade ve değerlerini zamanının ötesine taşıyacak tutarlı mimari değerler üretir. Geçerli/popüler olan bina çözümlemeleri ise tasarıma yaklaşım biçimlerini genleştirmez. Balıkesir Belediye Hizmet Binası önerimiz, hem bina ve kent ekseninde hem de mimarlık ortamının bugün varlığı kanıksanmış anlamları açısından, mimarlığın, asal veya baskın unsurlarının ötesinde, nasıl bir yaklaşımla ele alınabileceği sorusuna bir cevap arayışıdır. Güncel mimarlık ortamını belirleyen, steril ve tekrarın hakimiyetindeki imgenin baskınlığı üzerine kurulu yaklaşımların her geçen gün özel/biricik bir bina elde edilmesini zorlaştırdığı aşikardır. Daha steril, daha çarpıcı, görsel nitelikleri daha güçlü bina fikri ana akım haline gelmiştir. Bu çerçevede bakıldığında özel/biricik binayı tasarlamanın ancak baskın / moda düşünce biçimlerinin ötesine geçmekle mümkün olduğu söylenebilir.

Balıkesir Belediyesi Hizmet Binası projesi, binanın katı sınırlarının muğlaklaştırılarak kentsel peyzaj içinde katı bir nesne olmanın ötesinde üretilebileceği düşünceleri üzerine odaklanır.

  • Mekânın kurulmasında, kent için değerler üretilmesinde ve özgün bir bina elde edilmesinde, kamusallığın yeniden ve yeni mekânsal karşılıklarla tanımlanmasını düşüncesini araştırır.

  • Yapıyı, dolu bir kütle olarak kabul eden anlayışa karşı bir tavır önerir. Yapının tüm kütlesel boşluklarını, bir sonuç olarak değil süreç olarak, program ve kamusallık perspektifinde mimari bir içerik olarak ele alma çabası gösterir.

  • Taşıyıcı sistem, yapım teknolojisi ve program ilişkilerini de bu bağlamda ele alır ve mekânsal olanakları arttıracak, yeni bir kamusallık biçimine aracılık edebilecek bir “çatkı” geliştirir.

Bu üç odak alanını bir belediye binası tasarımına dönüştürmek için de, tüm tasarımı kuran itici güçler olarak, altı asal yaklaşım biçimini kurucu/oluşturucu unsur olarak önerir.

[1] SOKAK(LAR)

[2] KONSTRÜKSİYON

[3] KORULUK ve AĞAÇLAR

[4] ZEMİNLER ve BAHÇELER

[5]KÜTLELER ve BOŞLUKLAR

 

 [1] SOKAK(LAR)

 

Yeni kamusallık biçimleri veya kamusallığın yeniden oluşturulması

“Bir şehir söyle bana bir şey anlatmasın

  Kuzeye çıkmanın coşkusundan başka”

 C. Süreya – Öğle Üstü

 

Bu tasarım, alanın doğu- batı doğrultusu boyunca +0.50 (283.50 arazi kotu) ve +5.50 kotlarında önerilmiş sokakları ve bunun önünde kuzey yönünde konumlandırılmış bir zemini barındırır. Önerilen sokak ihtiyaç programı doğrultusunda verilen büyüklüklerin organize edilmesinde, kuzey-güney yönleri boyunca önerilen peyzajın alana dağıtılmasında ve tüm tasarım alanında bir yaya sürekliliğinin oluşturulmasında kullanılmıştır. Böylece, alanın ulaşım ve çevre verileri ile tüm kente hâkim konumu göz önüne alındığında tasarıma kaynaklık edecek; belirleyici tasarımsal bir parça olarak öngörülmüştür. Sokaklar, bu önerinin alan üzerinde konumlandırılmasında, bir omurga olarak, asal unsurdur.

Tüm mekânsal ilişkiler, eylemler, karşılaşmalar, süreklilikler +0.50ve +5.50 sokakları sayesinde organize olur.+0.50 sokağı tüm yönlerden ve üst kotlardan gelen yaya akışını üzerinde toplar veya dağıtır. Burası için "programatik bir pazaryeri" benzetmesi yapılabilir. Tüm sosyal, bürokratik ve kültürel mekânsal akış burası üzerinden sağlanmaktadır. Örneğin batıdan doğuya doğru uzanan belediye meclisi ve buna ait alt programlar, kentlinin belediye binası ile ilk karşılaşma anına ait beyaz masa, vezne, karşılama gibi içerikler ve çok amaçlı salon-konferans salonları sokağın üzerindedir. Aynı zamanda sergi mekânları, kafeler ve ana dolaşım çekirdekleri de bu sokak üzerindedir. Bina istenildiğinde, +0.50 zemin kotunda meclis salonu ve programları, giriş mekânları ve sosyal mekânlar olarak 3’e ayrılarak birbirinden bağımsız olarak da çalışabilir.

+5.50 kotunda konumlandırılan sokak ise kent için bir sokaktır. Yürürken üzerinize yağmur yağabilir, rüzgârdan etkilenebilirsiniz, biri ile karşılaşabilir veya kitapçı, kafe, restoran gibi kentin nitelikleri ile beslenen birimlere temas edebilirsiniz. +5.50 sokağı Belediye’ye ait ticari dolaşımı desteklerken aynı zamanda alanın yakın çevresini kendi bünyesine katan platform merdivenleri sayesinde tüm yönlerde geçişleri barındırmakta ve böylece erişilebilir bir ayakaltı mekânı haline gelmektedir. +5.50 sokağı sayesinde bu tasarımda özelleşmiş bir meydan gibi klasik bir kamusal alan bilinçli olarak üretilmemiştir. 

Bu sokaklar sayesinde kent bina içine, etrafına veya arasına nüfuz eder. Binanın belirgin ve katı sınırları dağılır. Kütlelere ait aralıklar ürer ve bunlar manzaranın, programların, bina içi akışın parçası haline gelir. Bina yatay ve düşeyde akış kazanır ve kent ile bina eylemleri birbirine karışır.

[2] KONSTRÜKSİYON

Bina sınırlarının zayıflaması ve eylemlerin, peyzajın farklılaşmasına yönelik esnemeler:

“En yoksul toprak bile tohum doludur.” O. Aruoba

 

“Konstrüksiyon” bir eylem veya esneklik alanıdır. Program, topografya, katlar, bürokrasi ve binaya ait zaman doğu-batı yönünde konumlandırılan konstrüksiyonun sürekliliğinde esner. Bu esnemeye ait plan şemaları aşağıda belirtilmiştir.

Bekleme-galeri boşluğu

Merdiven- Galeri boşluğu

 

Balkon/teraslar/dış mekan yeşil alanlar

 

Bekleme alanları

İç mekan yeşil alanlar

 

 

Bir bina için servis alan/ servis veren mekanların doğurduğu mekanik ilişkiler bütünlüğünün konstrüksiyon sayesinde esnetilmesi amaçlanmıştır. Bu tasarımda koridorlar bina içinde ve sokağın üzerinde oluşturulan iç avluya konumlandırılmıştır. Kuzey yönünde ve doğu-batı aksında yer alan konstrüksiyona koridorlar bu süreklilik boyunca eklenmiştir. Tasarımın sınırını oluşturan koridorların yukarıda belirtilen beş mekânsal durum sayesinde ve konstrüksiyonun sürekliliğinde doğrusallıklarını veya katı sınırlarını kaybedeceği öngörülmektedir. Öngörülen eylemler bağlamında koridorların kaybolan sürekliliklerinde karşılaşmaların, çalışma artığı zamanların, nefes almanın ve iletişimin aralıkları oluşacaktır. Böylece,  konvansiyonel bir plan şemasının olumsuz durumu olan uzun koridorlar yerine kesintiye uğramış, kopuklukların birleşmesinden üremiş bir ilişkiler yumağından söz etmek mümkündür. 

 

[3] KORULUK ve AĞAÇLAR

Kenti gören bir ağaçlı bir tepenin mekânsal hikâyeleri:

“Dalgalar ve ağaçlar – bir de bayrak direkleri ve ipleri – olmasaydı, rüzgarın sesi duyulmazdı.” O. Aruoba.

Tasarım alanının güneyinde yer alan ve park alanı olarak gösterilen büyüklüğün zaman içinde geniş bir yeşil alana dönüşeceği ön görülmektedir. Bu tasarım, yeşil alanın devamı olduğunu kabul eder. Bu, güney yönündeki yeşilin kuzeye doğru ilerletilmesi ve tasarım alanında yeniden organize edilmesi anlamına gelir.

Yapı, sokağa ve konstrüksiyona dokunan ve binanın içinden geçerek kuzey yönünde bir koruluk ile sonuçlanan bir ağaçlandırma ile tamamlanır. Güneyden kuzeye doğru ilerletilen ağaçlar arasında, sokağa temas etmeye başladıklarında eksiltmeler yapılmıştır. Böylece özellikle zemin katta verilen ihtiyaç programı organize edilip sokağın sürekliliğinde yerleştirilirken, elde edilen boşluklar program büyüklüklerinin gruplar halinde oluşmasını sağlamıştır. Diğer bir deyişle ağaçların eksiltilmesi ile oluşan boşluklara programlar getirilerek hem programatik bir parçalanma oluşturulmuş hem de yeşilin sürekliliğinin parça parça da olsa kuzey yönüne doğru ilerletilmesi sağlanmıştır.

 

 

Bu ilerleme kuzey yönünde doğu batı sürekliliğinde konumlandırılmış korulukla sonlandırılır. Bu koruluk önerilen bina ile kuzey yönü kentsel yapı arasında bir eşik alan oluşturur. Bu eşik alanda ana yaya yaklaşımları ve binaya ulaşmayı sağlayan zeminler bulunmaktadır. Böylece toplu taşıma ile kentten binaya gelen biri için tasarımla buluşmanın ilk anı bir koruluk olur. Koruluk altından güney yönünde ilerlemek hem bu yerin özelleşmesini hem de binanın oluşturduğu kütlesel bütünlüğün algılanmasını kolaylaştırır.

 

[4] ZEMİNLER ve BAHÇELER

Manzara sayesinde zamana yönelik genişlemeler:

 “İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım” T. Uyar

“Bulutların üstünde hava hep açıktır.” O. Aruoba

 

Bir belediye binasının katı bürokratik yapısının dağıtılmasında en önemli tasarımsal müdahalenin oturma, izleme, bir şey içme, kısa bir sohbet etme gibi kısa süreli etkinliklere olanak tanıyan ya da manzaraya dalma, ufka bakma gibi kent içinde yapılması imkânsız eylem türlerine olanak tanıyan zeminler olması öngörülmüştür. Bu tasarım farklı türden tasarlanmış zeminleri barındırır.

a. Kuzey yönünde ve doğu-batı doğrultusunda konumlandırılmış giriş platformu, korulukla bitişik biçimde tasarlanmış, alan ve bina arasında yaklaşıma yönelik tüm müdahale biçimlerinin nötrleştirildiği bir sürekliliği barındırır. Doğu yönündeki belediye hizmet alanı, batı yönündeki ana yol ve kuzey yönündeki yaya yoğunluğunun kesişim kümesi olarak bu platform önerilmiştir. Kentle bina arasındaki ilk temas bu platformda gerçekleşir ve buradan +0.50 sokağına iletilir. 

b. Güney yönünde ve doğu-batı doğrultusunda konumlandırılmış bahçeler ve zeminler, binanın +0.50 kotunun devamı olarak kente doğru açılan ve tasarım alanında eğimin başladığı sınıra kadar uzanan iskele benzeri ara yapılardır. Bina, kentsel peyzajın bir parçası olarak özellikle sokak kotlarında bu yapılar sayesinde kente tutunur. Mevsimlik bitkiler veya bitki öbeklerini barındıran bahçeler bu süreklilikte konumlandırılmıştır. Burada elde edilen 50 cm. kot farklılıkları ile oluşturulmuş platformlar sayesinde bina sadece belediye hizmet binası olmaktan çıkarak tüm kent için hâkim manzaranın izlendiği veya bina kullanıcılarının gün içinde kısa da olsa zaman geçirmelerine olanak sağlayan kentsel peyzaja ait bir düzenleme haline gelir.

 

[5]KÜTLELER ve BOŞLUKLAR

Yapılandırıcı tasarımsal bir unsur olarak boşluk:

“Ay salıveriyor suları, geri dönsünler diye.” O. Aruoba

 

Bina içi ve kütleler arasındaki boşlukların programın parçası haline getirilebilmesi içim (galeriler, teraslar, ara alanlar), +0.50 ve +5.50 sokakları ve üst katlarda ise konstrüksiyon sürekliliğinde tanımlanan kütleler içine şartnamede belirtilen ihtiyaç programının parçaları üst üste, yan yana getirilerek eklenmiş ve bir biçim grameri oluşturulmuştur. Bu biçimleniş tasarım alanında manzarayı esas alarak ve kentsel ilişkileri gözeten bir anlayışla tasarımın bütünlüğünü oluşturur.

Kütlelerin dizilimi sadece programın organizasyonu için değildir. Aynı zamanda program yüklü bu kütleler arasında kalan boşluklarda bina bütünlüğünün bir parçası olarak düşünülmüş ve dolu kütlelerin hacimsel, maddesel yapıları kadar boşlukların da maddesiz hacimler olarak bu tasarıma mimari nitelik kazandırması hedeflenmiştir. Bu, kütleler arasındaki her bir aralığın/boşluğun, dolu kütlenin kendini kente açması gibi; boşluğun da kendini kente açmasıdır. Diğer bir deyişle boşluklar, maddesiz katı hacimler olarak programın, kütlenin parçasıdırlar.

[6] EKOLOJİK NİTELİKLER

 

Yeşil alanlar, doğal ışık ve hava, enerji verimliliği gibi unsurların

program parçaları olarak tanımlanabilmesi:

 “Kendi getirdiği Yağmur yumuşatıyor Lodosu.” O. Aruoba

 Balıkesir için önerilen bu tasarım, yerin özgün, sosyal, ekolojik ve ekonomik imkanlarına bağlı olarak düşünülmüştür. Bu tasarım sadece bir bina bloğu değildir. Kentin ekolojik doğallığına katılarak rüzgarın, manzaranın ve yeşil çevrenin en iyi dönüşümü üzerine geliştirilmiştir. Bu yaklaşım aslında binaların tekil olarak bulundukları bağlamdan, kentin sosyo-teknik sisteminden bağımsız olarak yeşil veya çevreci olarak nitelenen kriterlerin sağlanmasına odaklanmanın ve sadece bina kabuğu performansının iyileştirilmesi olarak algılanmanın ötesindedir.

Binanın sadece fiziksel olarak ne olduğu değil, kentin sosyokültürel özellikleri kapsamında ne yaptığına ve programatik bağlantıların, kentte yeşil alan sürekliliğini sağlamak üzerine kapasitesi deneyimlenerek kentliye kamusal ve devamlı bir alan vaat edilmiştir. 

 

SÜRDÜRÜLEBİLİR (DUYARLI) YAPI YAKLAŞIMI

Binanın çevresel etkisinin azaltılmasında, mekanik sistemlerin sağlayacağı ikincil katkılardan önce, mekan organizasyonu ve bina yönlenmesi dikkate alınmış pasif iklimlendirme ve doğal aydınlatma potansiyelleri değerlendirilerek tasarım kararları verilmiştir. Güneş ve rüzgar kontrolünde cephe, formu, doluluk-boşluk oranı ve cephe hareketleri önemli rol oynamaktadır.

Bina doğu-batı aksında konumlandırılarak, kuzey ve güney cephelerin ofis binalarında sağladığı doğal aydınlatma potansiyelleri değerlendirilmiştir. Ana kitle kuzey-güney aksında uzanan bloklar ile bölümlenmiştir. Bu kitlelerin arasındaki mesafenin sağlayacağı gölgelendirme katsayıları dikkate alınarak, günışığının binanın iç çeperlerine kadar girişi sağlanmıştır. Bu bölünmenin ve iç bahçelerin, mekanlara sağladığı çapraz havalandırma potansiyeline olan katkısı düşünülmüştür.

Kuzey-güney aksı boyunca uzanan blokların güney kısmında, +0.50, +5.50, +10.00 kotlarında, batı cephesine sadece servis mekanlarına giriş veren koridorlara yer verilmiş, oluşabilecek ısı kazanımının kullanılan mekanlarda oluşturabileceği olumsuz etkilerin önüne geçilmiştir. +0.50 kotunda yer alan meclis toplantı salonunun batı cephesinin ısı kazanımını azaltmak ve oluşabilecek parlamaları önlemek amacıyla, cephede mimari tel örgü (mesh) gölgelendirme elemanları tasarlanmıştır. Bina cephelerinde gerekli yönetmelik ve hesaplamalar dikkate alınarak ısı yalıtımı yapılacaktır.

Bu yerleşim ve ana kitlenin bölüntülü yapısı ile kente ulaşan kuzey, kuzey-doğu rüzgarlarının önü kesilmemiş; yerle bütünleşerek yerin doğasının bir parçasına haline gelerek; mevcut dokuya olabilecek etkilerin azaltılması hedeflenmiştir. Balıkesir merkez ilçesinde hâkim rüzgar yönünün kuzey, kuzey-doğu olması sebebiyle bina ana girişinin de yer aldığı kuzey cephesinde sık ağaçlandırma yapılarak sokak alt kotunda; açık terasları yine perdeleyen kuzey-güney aksındaki bloklar ile gerekli dış ortam konfor koşullarının sağlanması hedeflenmiş, kullanıma elverişli mikro-klima etkisi yaratılmak istenmiştir.

Otoparkların büyük bir kısmı bodrum katta çözülerek, oluşabilecek ısı adası etkisinin önüne geçilmiştir. Bina iç bahçelerinin de, binanın ısı adası etkisini azaltmada büyük pay sahibi olabileceği öngörülmüştür. Bina çatısında gelecek yağmur suyunun, yağmur suyu sarnıcında biriktirilerek, bahçe ve peyzaj alanlarının sulanmasında kullanılması planlanmıştır. Meclis salonunun akustik performansı dikkate alınarak, gerekli ses yutucu ve yansıtıcı önlemler alınması planlanmıştır.

Binada enerji tasarruflu aydınlatma armatürleri kullanılacak ve günışığı miktarı ile koordinasyonlu biçimde çalışacaktır. Öngörülen aydınlatma otomasyonu ile büyük oranda enerji tasarrufu yapılması planlanmıştır. Bina otomasyon sisteminin ısıtma, soğutma ve havalandırmanın sıcaklık farklılıklarına duyarlı (mevsim değişiklikleri; gece-gündüz zamanlaması); bina kullanım saatlerine entegre ve tüm gün/ tüm yılı kapsayacak şekilde çalışma öngörülerek, etkin bir enerji yönetimi sağlanması düşünülmüştür.

Binanın lavabo ve duşlarından kazanılabilecek gri atıksu, ayrı pissu tesisatında toplanacak, arıtılacak, depolanacak ve bu su tuvalet rezervuarlarında kullanılacaktır. Temiz su kullanımında ekonomik  çözümler sunan vitrifiye elemanları ile mekanik tesisat ekipmanlarında A+ ve A++ enerji sınıfı tercih edilecek; tüm pompa ve fanların değişken hız kontrollü, yüksek verimli olması sağlanacaktır. Bina malzeme seçimleri malzeme yaşam döngüsü değerlendirmelerine ve yerel malzemelerin seçimine dikkat edilerek yapılacaktır.

Pasif İklimlendirme: Yapının ana ekseni, hakim rüzgar yönü olan kuzey-güney aksına zıt olarak doğu-batı aksında yerleştirilerek, tüm birimlerde çapraz havalandırma sağlanmış, pasif iklimlendirme önlemleri alınmıştır. Bu pasif önlemlerle iç mekanlarında havalanması sağlanarak, iç mekanda konfor kalitesi arttırılmıştır.

 

 Aynı zamanda yeraltı sularını kullanarak pasif iklimlendirmenin, jeotermal ısı pompası ile sağlanması önerilmektedir. Yeryüzünün altında sabit dereceli ısıyı kaynak olarak kullanan jeotermal sistemler sabit ısıdan faydalanarak, ısıtma ve serinletme işlemlerini gerçekleştirmektedirler. Soğuk kış aylarında düşük ısıya sahip mekanları yer altındaki sabit ısı ile ısıtan sistem, sıcak yaz aylarında oda içindeki sıcaklığı yer altına yönlendirerek serinletici etki yapmaktadır.

Güneş Kontrolü: Kütlelere batı ve güney yönünde uygulanan güneş kırıcı “mesh” yüzeyler, ışık ve ısı girişinin kontrollü olarak içeriye alınması için tasarlanmıştır.

Gri ve Siyah Suyun Yeniden Kullanımı: Sürdürülebilirlik çerçevesinde, yağmur suyunun toplanarak depolanması ve bahçe sulamasında kullanılması hedeflenmiştir. Lavabolardaki gri suyun ve tuvaletlerde kullanılan siyah suyun, dönüştürülerek yeniden kullanımı önerilmektedir.

Erişilebilirlik: Tüm yapı alanı ve çevresinin herkes için erişilebilir olması hedeflenerek, rampalarla, bisiklet, araba ve yaya yolu ile ulaşılabilecek şekilde güzergâh tanımlaması vaziyet planında tasarlanmıştır.

SONUÇ:

“Nasıl, kemer, üzerine binen tonlarca ağırlığın yarattığı gerilim -çözümlenemeyen iç çatışması- sayesinde, güçlü olup dayanıklılık kazanırsa…” O. Aruoba

Bu tasarım:

  • Farklı kotlarda oluşturulan sokakları, konstrüksiyon, zeminler, bahçeler ve peyzaj unsurları sayesinde bir yapının barındırması gerekli kamusallıklara yeni yorumlar ve mekânsal karşılıklar getirmeyi dener.

  • Bir bina bütünlüğü olarak sadece sınırları dâhilinde varlık bulmaz. Diğer bir deyişle, kütlelerin veya dolulukların ve kotlar arasında ilişkileri ile kendi içine kapalı bir bütün değildir. Aksine; boşlukların, eylemlerin, zeminlerin, yeni türden kamusallıkların da en az ihtiyaç programının organizasyonu ve düzeni kadar tasarımın içinde olduğu bir bütünlüktür. Bu sayede bu tasarım dolu kütlelerin değil boşlukların oluşturduğu bir düzenin/yaklaşımın mekânsal sonuçlarını tartışmayı hedefler.

  • Mimari programların aralarına ve çeperlerine yerleştirilmiş boşlukları ve aralıkları biçimsel/kütlesel dilin parçası haline getirir.

  • Konstrüksiyonun kentsel ve mimari niteliklerini bulmayı amaçlar.

  • Estetiğin, güzel görünmeye ait cephe denemelerinin, imgenin sınırsız ve steril olasılıklarının oluşturduğu çoklukları tek kaplama biçimi ile göz ardı etmeyi dener. 

Bu sayede yer-bina ilişkilerinde bir tepe üzerinde peyzajın parçası haline gelmiş, boşlukları ile varlık bulan, kamusallığın yeniden ve yeniden üretildiği yere ait bir bina fikrini sunar.