DANIŞTAY HİZMET BİNASI

Ankara kent merkezi ile doğrudan ilişkili sayılabilecek olan tasarım alanı,  Eskişehir yolundan kente girişte kritik bir mimari temsil özelliğini üzerinde barındırmaktadır. Bu kritik durum Eskişehir yolu ve devamında kent bağlantısını kuran İnönü Bulvarı ile birleşen aksın sürekliliğinde kentselliğin başlangıç noktası olarak tanımlanmak ve bu doğrultuda mimari mekanlar kurmak hedefindedir. 

Genel anlamda tasarım alanı ile TBMM arasında uzanan bu yol sürekliliğine bakıldığında kamu binaları ile donatıldığı görülebilir. Dış İşleri Bakanlığı, Yargıtay Binası, Tedaş, Milli Kütüphane,  Genel Kurmay Başkanlığı, TBMM Binası, askeri tesisler gibi yapıların yer aldığı bu aks genelde yola yatay biçimde konumlandırılmış ve program büyüklükleri itibariyle “uzun”, “büyük”, “iri”  sayılabilecek binaların sürekliliğinde ilerlemektedir. Bu binaların her biri yol ile çok tanımlı ve katı sınır ilişkileri tariflemekte ve kütlesel özelliklerini zeminlerine taşıyarak bahsedilen aksı neredeyse masif bir duvara dönüştürmektedirler.  Dolayısıyla Ankara’nın batı yönü girişi ile kent içi bağlantısını sağlayan bu yol bu kamu yapılarının katı blok etkileri, yol-sınır ilişkileri ve mimari cephe özellikleri ile uzanıp gitmektedir. Bu durum kamu binalarının Ankara’ da kent içinde konumlanmalarının kente olan katkısı ya da niteliği bakımından tartışılmıştır.

Oluşturulmaya çalışılan tasarım, bahsi geçen aralıkta kentsel sürekliliğin bittiği ya da başladığı bir nokta olarak tasarım süreci boyunca irdelenmiştir. Bu anlamda kentin batı girişini oluşturabilecek bir potansiyeli olduğu zaten şartnamede üstü kapalı olarak belirtilen bu tasarım, Eskişehir yoluna karşı oluşturduğu cephe/yüzey ve yola karşı konumlanma biçimi ile farklı bir takım mimari ve kentsel donatıları Ankara için gündeme getirmektedir.  Alanın kentin yapısal sürekliliğine katılması olarak tanımlanan bu durumun temel unsuru zaten mimari programdır ve bu tüm tasarımcılara ortak paydada verilmiştir. Bu noktada tasarım, tüm alanı ve programı kente sunmakta dört temel tasarım yaklaşımı benimsemiştir. Bunlar:

  1. Topografyanın özelleştirilmesi, zeminler (+7.00 kotu ile +10,50 kotu arasında uzanan tasarlanmış boşluk, ağaçlandırılmış otopark, doğu yönünde )

  2. Tasarlanmış mimari cephe-yüzey-imge (tasarımsal çerçeve)

  3. Özelleşmiş biçim (imgenin taşıyıcısı-yapısal dili)

  4. Program yorumu

Bu dört ana tasarıma yaklaşım kararı alanın şekillenmesinde, binanın oluşmasında, verilen mimari programın binalaştırılmasında ve alanın kentsel bir değer olarak önemli hale getirilmesinde etkendirler. Bu çerçevede tasarım:

  • Alanın, kentlinin gündelik hayatına bir değer katabilmesi amacıyla bir takım yaklaşımlar benimsemiş ve bu anlamda zemini önemsemiştir. Bu tasarım için zemin bir tasarım omurgasıdır. +7.00 kotu ile +10,50 kotu arasında uzanan tasarlanmış zemin ve bu zemin ile bina arasındaki alan tasarım için özellikle önemsenmiştir. Bu aralık sadece bina içi kullanımı zorunlu kılan ve çevresiyle neredeyse hiçbir ilişki aramayan kamu binaları için alternatif bir bakış geliştirilebilmesinin ya da bu durumun tartışılmasının bir yoludur. Bu anlamda tasarlanmış ve 0,00 kotundan başlayarak +3,50 kotu, + 7,00 ve + 10,00 kotlarına ayrılmış bir yapay zemin tasarımı bu çalışmanın başlangıç noktasını oluşturmaktadır. Bu tasarım için ikinci önemli zemin otopark alanıdır. Tasarım alanı içinde kapladığı alan olarak çok baskın hale gelmesi olası otopark alanı ağaçlık bir alan olarak önerilmiştir. Açık Otoparkın zeminin görsel yapısına verebileceği zarar göz önüne alınarak yoğun biçimde kırmızı yapraklı akça ağaç, dişbudak ve ıhlamur ağaçları ile ağaçlandırılmıştır. Böylelikle otopark yoğunluğunun olmadığı zamanlarda yoğun ağaçlı alanın zemini pozitif anlamda güçlendirebileceği ön görülmüş, böylelikle bina ve yol arasında farklı kullanımlar sunabilen bir eşik alan elde edilmiştir.

 

  • Tasarım Eskişehir yolu girişi için mimari bir imge/yüzey/cephe önermektedir. Bu imge, binayı batı yönünde konumlandırmıştır. Önerilen mimari programı batı yönünde saran bir kabuk öngörülmüştür. Bu kabuk, bina taşıyıcı sistemine sabitlenmiştir. Bina çeperleri (programın bittiği ve kentin başladığı alan) ile dış ortam arasında bir aralığın tasarımı olarak tasarıma yapacağı katkılar tartışılmıştır. Bu çerçevede bu kabuk bina ile dışarısı arasında bir boşluk önermektedir. Bu boşluk hem çevresel etkenlerin kontrolünde hem de oluşturulmaya çalışılan mimari imgenin üretileceği alan olarak kurgulanmıştır. Düşey taşıyıcı çelik kolonlar ve kolonları birbirine bağlayan 3 katmanlı bir kiriş sisteminden oluşmaktadır. Bu yatay katmanlar mimari programın durumuna göre biçim ve konum almaktadırlar. Böylelikle önerilen tasarımda ofis katlarına yönelik olarak güneşin kötü etkileri azaltılarak kontrollü bir ışık elde edilmekle birlikte tasarlanmaya çalışılan imgeye yönelik olarak farklı alternatiflerin üretilebileceği konstrüktif bir durum elde edilmektedir. Dolayısıyla tasarlanan zeminler ve tasarımı batı yönünde örten kabuk sisteminin sürekliliğinde bu tasarım önerdiği imgeyi sunmaktadır. Bu durumun sonucunda ise, bu tasarım, önerdiği cephe ya da yüzey sistemini (ekte verilmiştir) doğrudan tasarım alanına ve oradan da kente ait bir yapı olabileceğini iddia etmektedir. Bu durum başta tartışılan tasarımın potansiyelinin açığa çıkarılmasıdır. Bu çerçevede tasarım, Ankara’nın kamusal yüzünü bir kent imgesi olarak tasarlamaya çalışmıştır.  

  • Program; önerilen tasarım dokuz temel bloktan oluşmaktadır. Eskişehir yoluna doğru kuzey yönünde başkanlık konumlandırılmıştır. Bu programı oluşturan mimari kararlar şu biçimde özetlenebilir:

Danıştay binasının kendini tekrar eden ofis birimleri olan ‘daireleri’ ile sosyal mekanlarını alternatif bir zemin ve ‘boşluk’ ile ayırmak; ve bu ‘boşluğu’ ana giriş platformu yaparak binanın yaşayan bir mekanı olması hedeflenmiştir. Yeni açılması planlanan imar yolundan alınan giriş ile başlayan köprü ile +7.00 kotunda merkezine ulaştığımız bu platform, kuzeydoğu yönünde +3.50 kotu ile Başkanlık protokol girişi, güneybatı yönünde ise +12.00 kotunda sosyal merkez ile sonlanmaktadır. Bir diğer deyişle, Eskişehir yolu cephesinde +0.00 kotunda Başkanlık platosuyla başlayan platform; +3.50 kotunda yemekhane - kafeterya, +7.00 kotunda ana giriş, kütüphane ve sosyal merkez ile sonlanmaktadır. Önerilen bu alternatif zemin binanın ‘tasarım aralığını’ oluşturarak her türlü mekansal ilişkinin sağlandığı bir omurga olarak görev yapacaktır. 

Başkanlık Bölümü

Daireler bloğundan bağımsız olarak fakat kütlenin Eskişehir yolu cephesinde simgesel bir bitiş hedeflenerek tasarlanmış bu birim, Danıştay binasında ‘yargının üstünlüğünü’ simgelemektedir. Ankara’nın doğu batı yönünde en önemli omurgası haline gelen Eskişehir yolu aksında, Kızılay yönünden başlayarak tüm aks boyunca gelişen devlet binalarının özellikle yüksek yapıların gelecekte daha büyük hızla dolduracakları bu aksta, yeni ‘Danıştay Binası Yapı Kompleksi’ yatay bir gökdelen olarak akstaki en önemli ve nitelikli bina olma yolunda iddialıdır.

Daireler

Dairelerin her birinin ayrı bir mahkeme olma özelliği vurgulanmaya çalışılmış, her birinin kendi içinde ara bahçeler ve dinlenme alanları yaratılarak 3 ana birimde çözülmüştür. Bu 3 bölüm 1. Başkanlık ve özel kalem, 2. üyeler ve 3. tetkik hakimleri olmak üzere katlı kotlu çözülerek mekanların birbiri ile ilişkisi arttırılmış, kendi içinde akışkanlığı sağlanmıştır. Kendini tekrar eden ‘daire programına’ mekansal bir yenilik katmak amacıyla üretilen birimler, birbiri aralarında da boşluklar yaratılarak tasarlanmıştır. Bu şekilde hem kesitte mekansal anlamda elde edilecek dinamizm hem de birimlerin bağımsız olarak çalışması hedeflenmiştir.   

Enerji-Ekoloji Konseptleri

Gelişen dünya şartları ve gittikçe kötüye giden ekolojik durum ile birlikte, bina performanslarını iyileştirmek ve doğal kaynaklardan maksimum düzeyde yararlanarak bina işletim maliyetlerini azaltmak tasarımcıların öncelikle hedeflerinin başında gelmektedir. Özellikle aydınlanma, havalandırma ve ısıtma sorunlarını minimize etmek amacıyla, bu tasarımla birlikte yeni alternatif çözümler önerilmektedir. Bu çözümler şunlardır:

1.Aydınlatma

Masif tek bir üst blokta çözülen daire birimlerinin her bir odası doğal güneş ışığı alacak şekilde tasarlanmıştır. Gerek tasarlanan iç bahçeler gerekse iç boşluklar ile birlikte her bir birimin doğal aydınlatma ihtiyacı karşılanmakta, böylece elektrik kullanım maliyetleri minimuma indirilmektedir. 

2. Havalandırma

Ankara’nın hakim rüzgar yönü olan kuzeydoğu- güneybatı aksında konumlandırılan bu bina, hava sirkülasyonunu tasarlanan ara platformdan yaparak, iç boşluklarla birlikte tüm binanın doğal havalandırmasını sağlamaktadır. Soğutma ihtiyacının yüksek olduğu yaz aylarında temiz havanın platform boyunca tasarlanan su öğesiyle serinlemesi sağlanarak boşluklardan üst kotlara alınması, ve daha sonra kirli ve sıcak havanın çatı ventleri ile birlikte dışarı atılması sağlanmaktadır. Büro binası olarak, hem insan faktörü hem de çalışan makinelerin yaydığı içsel ısı kazancının yüksek olması, binanın soğutma ve havalandırma durumunu çok önemli kılmaktadır.

3. Yönlenme

Daha öncede belirtilen büro binalarının yüksek içsel ısı kazançları, bu yapıda mümkün olduğunda daha az güney cephesi vererek, bina ısıl kütlesinin güneşten daha az ısı kazancı sağlaması sağlanmıştır. Geniş doğu ve batı cephelerinde dikey güneş kırıcılar kullanılmış, ama asıl rahatsız edici olabilecek batı cephesinde kurgulanan cephe sistemi ile birlikte ofis birimlerinde güneş kontrolü sağlanmıştır. Tasarlanan bu batı cephesi kabuğu direkt güneş ışığını engellemekle birlikte, endirekt güneş ışığını içeri almakta, böylece aydınlatma kalitesi arttırılmaktadır. Kullanıcılar cephedeki dikey güneş kırıcı sistemleri günün istedikleri saatlerinde değiştirebilmekte, bu da her an değişebilen bir cephe tasarımı ile birlikte Eskişehir yolunda yeni bir ofis binası yüzü olmaktadır.

 

Sonuç:

Büyük bir metrekare altında yapılması gerekli bir tasarım olmasına ve Danıştay gibi ülkenin yasama organlarından en önemlilerinden birine ait kamusal bir bina tasarımı olmasına rağmen tasarımdaki ana hedeflenen nokta, kenti, kamusal mekanlara ait ofis düzenlerini, imgeyi, görüntüyü, cepheyi tartışabilmektir. Kamusal binaların soğuk yüzlerinin dışında çevresi ile etkileşimi en üst düzeyde olan ve kentin kimliğine katkı yapması amaçlanan bir bina elde edilmeye çalışılmış ve bu süreçte nitelikli mimari mekanlar elde edilmek yönünde tasarım süreci noktalanmıştır.

render 02
001 vaziyet
plan
render 01
040
002 kesit